Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 26

Balkanlar: Savaş suçlularından sembol isimlerin yargılan(a)maması PDF Yazdır E-posta
Yazar Yrd. Doç. Dr. Necmettin Alkan - necmettinalkan@gmail.com   
Savaş suçlularından sembol isimlerin yargılan(a)maması ve Bosna-Hersek'teki nihai barışa olumsuz etkileri
Boşnakların ruhen ve zihnen rahatlaması, daha da önemlisi diğer milletlerle tekrar bir uzlaşı sürecinin başlayabilmesi için geç kalan adaletin tecelli etmesi ve savaşta işlenen suçların sembolü haline gelen şahısların mahkum edilmesi gerekiyor.

1992-1995 yılları arasında cereyan eden Bosna Savaşı’nı sona erdiren Dayton Barış Antlaşması’nın üzerinden takriben 12 yıl geçmesine rağmen, savaşın acı sonuçları halen devam etmektedir. Merkezi hükümet, üç milletin elinde bulundurdukları bölgelere hakim olamadığı için, Bosna-Hersek’in birliği sadece kağıt üzerinde kalmaktadır. Üç millet, bölgede etkin olan milletlerarası kuruluş ve güçlerin baskısından dolayı aralarındaki bu "zoraki nikahı" sürdürmektedirler.

bosna.jpgBosna-Hersek’teki bu istikrarsızlığın nedenlerini, savaşı bitiren -ancak çok geç gelen- Dayton Barış Antlaşması’nın "etnik temizlik" neticesinde ortaya çıkan homojen bölgeleri resmen tanıması ve bu sağlıksız hukuki zemin üzerine Bosna-Hersek’in yeniden yapılandırılmasında aramak gerekir. Nihai barışın önündeki diğer bir engel ise, doğrudan savaşta yaşananlarla alakalıdır. Savaş sırasında Boşnak sivillere yönelik katliam, göçe zorlama, toplu tecavüzler ve toplama kamplarında işkenceler gibi birçok savaş suçu işlenmiş ve bunların hepsi de BM’nin kayıtlarına girmiştir. Nitekim etnik temizliğin doruk noktasına ulaştığı sıralarda, 22 Şubat 1993’te BM Güvenlik Konseyi’nin 808 numaralı kararıyla Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nin kurulması kararlaştırılmış ve mahkeme 17 Kasım 1993’te Lahey’de faaliyetlerine başlamıştır. İlginçtir, savaşlar sırasında barış için etkin olan Batılı diplomatlar, ellerinde imkan varken caydırıcı bir şekilde müdahale etmeyerek olaylara engel olmamışlar ve Sırpların bu suçları işlemelerine seyirci kalmışlardır. Daha da önemlisi savaş suçlusu Sırp ve Hırvat yetkililerle bir takım gereksiz diplomatik görüşmeler yapmak suretiyle, onların işledikleri suçları bir şekilde meşrulaştırmışlardır.

Mahkemenin göreve başlamasından, bugüne kadar geçen sürede, önemsiz bazı insanların yargılanması dışında, savaşla özdeşleşen önemli isimlerden sadece Sırbistan eski Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç yargılanmıştır. Fakat ilginçtir, savaşın başlamasından ve savaş suçlarının işlenmesinden mesul tutulan bu şahıs, Bosna-Hersek’te değil de sadece Kosova’da insanlığa karşı işlenen suçlardan dolayı mahkeme edilmiş ve Bosna’da işlenen suçların hesabını vermeden hapishanede ölmüştür. Savaş suçlarının işlenmesinde Bosna’da Sırp milislere emir veren ve siyasi olarak onları idare eden Bosna Sırplarının lideri Radovan Karadziç ise halen serbest olarak Bosna Sırp Cumhuriyeti’nde yaşamaktadır. Üçüncü adam, kendisine verilen emirleri yerine getiren Sırp milislerinin komutanı Ratko Mladiç de aynı şekilde Sırbistan’da hayatını devam ettirmektedir. Hakkındaki en son bilgi Ocak 2006’ya kadar Belgrad’da saklandığı şeklindedir. Suçları tescil edilen bu iki şahsın, pek çok Sırp tarafından halen kahraman olarak görülmesi de ilginçtir. Bu kişilerin fotoğraf ve isimleri kullanılarak hazırlanan hediyelik eşyalar bu durumun sadece ufak bir delilidir.
Bütün bunların üzerine bir kötü haber de Hollanda’dan geldi. Malum olduğu üzere, Hollandalı askerler BM adına Srebrenitsa şehrini Sırp saldırganlarına karşı korumakla görevlendirilmelerine rağmen, şehri 1995’de Mladiç komutasındaki Sırp milislere teslim ederek geri çekilmişlerdi. Hatta teslim esnasında, Hollandalı komutanın Mladiç’le kadehlerini tokuşturmaları basına yansımıştı. Neticede, Mladiç ve adamları 8000 sivil erkek ve genci katlederek ormanda belli noktalara gömdürmüştü. BM’nin eski Yugoslavya’da işlenen savaş suçlarıyla alakalı kurduğu Savaş Suçları Mahkemesi bunu katliam olarak ilan etmiş ve Karadziç ile Mladiç’i insanlığa karşı suç işlemeden dolayı dava etmişti. Hollanda hükümeti, askerlerinin Srebrenitsa’da gösterdikleri bu kahramanlığı (!) tam 12 yıl sonra hatırlamış ve bu kahraman askerlerine (!) şeref madalyası vermiştir. Yapılan törende, şehrin teslimi sırasında Mladiç’le kadeh tokuşturan komutan Karremans’a savunma bakanı tarafından ilk madalya takılmıştır.

Normal organize cinayetlerde azmettirme/azmettiren, planlama/planlayan ve uygulama/uygulayan gibi üç aşama vardır ve her üç aşamada da farklı şahıslar yer alır. Bu tür suçların zanlıları yakalandıktan ve gerekli cezaları aldıktan sonra, adalet ancak tecelli eder ve kamu vicdanı da teskin edilir. Böylece toplumsal barışın devamı sağlanır. Tam tersine, katillerin yakalan(a)maması durumunda, mağdurların kendileri ceza vermek için fırsat kollayacaklardır. Bu arada toplumsal huzur ve barış da zedelenecektir. Bu anlamda adaletin tecelli etmesi, toplumsal hayatın sağlıklı bir şekilde devamı için vazgeçilmez kıstastır.

Bu misali Bosna Savaşı’na uyarlarsak; savaş suçlarının azmettiricisi (Miloşeviç), planlayıcısı (Karadziç) ve suçları işleyenlerin komutanı/reisi (Mladiç) kesin olarak tespit edilmiş; Miloşeviç hariç diğer ikisinin suçları ve isimleri BM’nin birçok raporuna doğrudan geçmiş; haklarında tutuklama kararı çıkartılmış ve her tarafta aranmalarına rağmen, günlük hayatlarını istedikleri gibi, adeta milli kahramanlar gibi, sürdürmektedirler. Nasıl ki, bir katilin cezalandırılmadan serbestçe dolaşması, maktulün yakınlarını ve kamu vicdanını derinden yaralar ve bu da uzun vadede toplumsal barışı zedelerse, aynı şekilde, şu anda Bosna-Hersek’te benzer bir durum söz konusudur. Boşnakların ruhen ve zihnen rahatlaması, daha da önemlisi diğer milletlerle tekrar bir uzlaşı sürecinin başlayabilmesi için geç kalan adaletin tecelli etmesi ve savaşta işlenen suçların sembolü haline gelen bu iki şahsın mahkum edilmesinin yanı sıra Hollanda’daki gibi yanlışların da yapılmaması gerekiyor.

 

Sayı 45

DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: Srebrenitsa
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....

45. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ...

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmak

Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ...

DÜNYA GÜNDEMİ; AFRİKA: Soykırım iddiaları
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargıl...

İSLAM COĞRAFYASI: Sömürgeden bağımsızlığa Cezayir

Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

ROPÖRTAJ; Irak'ın cesur kadınları

İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanb...

İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?

Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...