Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 25

İslam Coğrafyası: Açe PDF Yazdır E-posta
Yazar H. Zehra Öztürk   
Çoğumuzun adını 2004 yılında yaşanan tsunami ile duyduğu Güneydoğu Asya’nın kadim coğrafyası Açe,ace.jpg yüzyıllardır İslam’ın bölgeye taşınmasında öncülük yapmış, Hint alt kıtası ile Güneydoğu Asya arasında geçiş noktasında bulunması nedeniyle yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin harmanlandığı zengin bir atmosfere sahip olmuştur. Yıllardır Endonezya Hükümeti’nin baskılarına maruz kalan, 2004’te de tsunami ile sarsılan Açe Müslümanlarının önemli bir kesimi, balıkçılık ve çeltik tarımı ile geçinmekte, mütevazı yaşamlarının yüzlerinde bıraktığı samimi tebessüm ile tsunami sonrası süreci atlatmaya çalışmaktadırlar.

Açe: Mekke kapısı
Coğrafi sınırları içerisinde irili ufaklı 119 adanın bulunduğu Açe, Güneydoğu Asya’da Sumatra Adası’nın kuzey ucunda yer almaktadır. Açe, jeopolitik açıdan sahip olduğu konumun etkisiyle yüzyıllar boyu farklı kültürlerin etkileşiminde olmuş ve bu farklı kültürleri bünyesinde barındırabilmiş bir coğrafyadır. Güneydoğu Asya ticaretinin önemli geçiş noktalarından biri olan Malaka Boğazı girişinde bulunması nedeniyle Açe, tarihin erken dönemlerinden itibaren ticari ilişkilerin yoğun olarak yaşandığı bir bölgedir.

Önceleri Hinduizm’in ve Budizm’in etkilerinin görüldüğü Açe’ye İslam dokuzuncu yüzyıldan itibaren Hintli ve Arap Müslüman tüccarlar aracılığıyla gelmiş, 13. yüzyılda Açe’de ilk İslam sultanlıkları görülmeye başlamıştır.

16. yüzyıla gelindiğinde, Portekiz ve Hollandalı sömürgecilerin bölgede görülmesi ve Portekizlilerin Malaka Boğazı civarında yerleşmeye başlaması nedeniyle, bölgede ayrı ayrı bulunan İslam sultanlıkları Ali Mughayat Şah tarafından birleştirilerek 1514 yılında Açe İslam Sultanlığı kurulmuştur. Açe İslam Sultanlığı’nın tarihi rolü bölgenin İslamlaşmasında ve Portekizlilere karşı direnişin desteklenmesinde öncü olması ile pekişmiştir. Öyle ki, dokuzuncu yüzyıldan itibaren İslam’ın Güneydoğu Asya’ya yayılmasında rol oynayan Açe’de, Açe İslam Sultanlığı döneminde özellikle de Sultan İskender Muda zamanında farklı coğrafyalardan İslam alimlerinin bölgeye gelmeleri teşvik edilmiştir. İslam’ın gerek Endonezya’nın gerekse Güneydoğu Asya’nın diğer bölgelerine yayılmasında üstlendiği role binaen Açe, "Mekke Kapısı" ünvanıyla anılır olmuştur.

Cuma hutbesinde Osmanlı izleri
ace1.jpg 16. yüzyıl başlarında Malaka’ya yerleşmiş olan Portekizliler, Sumatra Adası’na saldırılarda bulunması üzerine, Açe sultanı Alâeddin Riayet Şah, Portekizlilere karşı Kanuni Sultan Süleyman’dan yardım istemek üzere İstanbul’a bir heyet göndermiştir. Açe heyeti İstanbul’a geldiği sıralarda Kanuni’nin Zigetvar Seferi’nde olması ve orada vefat etmesi üzerine, Açe heyeti gecikmeli de olsa II. Selim ile görüşmüştür. II. Selim askeri malzeme ve uzmanların bölgeye sevk edilmesi yönünde emir vermiş, Açe sultanına hitaben de bir ferman ve hutbe göndermiştir. II. Selim’in gönderdiği hutbe 20. yüzyıl başlarına kadar Açe’de her Cuma namazında okunagelmiştir.

II. Selim döneminde bölgeye gönderilen askeri uzmanlar günümüzde Gampung Bitai olarak bilinen bir mevkiye yerleşerek silah teknolojisinin bölge insanı tarafından öğrenilmesine katkıda bulunmuşlardır. Bu bağlamda, söz konusu Gampung Bitai’da bir askeri akademi de kurmuşlardır. Tarihi vesikalarda aralarında alimlerin, askeri uzmanların ve çeşitli zanaatkarların bulunduğu grupların Açe’ye değişik dönemlerde gittiği zikredilmektedir. Bu insanların yerleştiği köyler ise Türk köyleri olarak anılmış ve hala da anılmaktadır.

Açe’de Hollanda egemenliği
16. yüzyıl boyunca sömürgeci Portekizlilere karşı mücadele veren Açe İslam Sultanlığı, 1599’da Hollanda’nın işgal amacıyla gerçekleştirdiği saldırılarla mücadele etmek durumunda kalmıştır. Hollanda’nın bu ilk girişimi Açe Müslümanlarının direnişi sayesinde etkisiz hale getirilmiş; ancak Hollanda’nın 1873’te Açe’ye savaş ilan etmesiyle 40 yıl sürecek olan Hollanda-Açe savaşları başlamıştır. Son Açe Sultanı Tunku Muhammed Davud’un 1903’te vefat etmesiyle, Açe İslam Sultanlığı’nın bir bölümünde Hollandalılar varlıklarını sürdürürken, iç bölgelerde bağımsızlık mücadeleleri sürdürülmüştür.

1942-45 yılları arasında gerçekleşen Japon işgaline kadar Hollanda hakimiyetinde kalan bölge, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Japonların bölgeden çekilmesiyle tekrar Hollanda hakimiyetine girmiş; ancak Hollanda bölgedeki hükümranlık haklarını 1949’da Endonezya Devleti’ne devretmiştir.

Endonezya’ya tabiiyet ve bağımsızlık özlemi
Önceleri sömürgecilere karşı mücadele veren Açe, Endonezya idaresine bırakılmasından sonra da, bağımsızlık adına Endonezya’ya karşı mücadele etmeye başlamıştır. Açe-Sumatra Milli Özgürlük Cephesi (National Liberational Front of Acheh-Sumatra - NLFAS) bünyesinde bağımsızlık mücadelesi veren Açe Müslümanları, Endonezya Hükümeti’nin ordusu Tentera National Indonesia (TNI)’nın bölgede işlediği sistematik katliamlara maruz kalmıştır.

1956’da Endonezya içinde otonom bölge statüsü kazanan Açe, 1976’da Açe Özgürlük Hareketi (GAM)’nin kurulmasıyla bağımsızlığını ilan etmiştir; ancak bağımsızlık bildirisi Endonezya ve diğer devletler tarafından tanınmadığı için Açe, halen Endonezya’ya bağlı otonom bölge statüsündedir.
Açe halkının bağımsızlık mücadelesini yürüten GAM, Endonezya Hükümeti’nin Açelilere karşı baskı ve şiddet uygulamaya başlamasından sonra silahlanma kararı almış, zaman zaman hükümetle çatışmalar yaşanmıştır. Yaşanan çatışma sürecinde Endonezya Ordusu, Açe köy ve kasabalarında adam kaçırma, baskın, katliam, işkence, bölgenin geçim kaynaklarına el koyma gibi ihlaller gerçekleştirmiştir.

Tsunaminin ardından askıya alınan çatışma süreci
Aralık 2004’te gerçekleşen ve Açe’de 200 bin kişinin hayatını kaybetmesine neden olan dokuz şiddetindeki deprem ve ardından oluşan tsunami, yıllardır bölgede işlenen insan hakları ihlalleri nedeniyle mağdur edilen Açe halkı için beklenmedik bir süreci beraberinde getirmiştir. Gerek altyapı sistemlerinin çökmesi, gerek aile fertlerinin kaybı gibi manevi sıkıntılarla yüzleşen Açe halkı için farklı olan gelişme, tsunami sonrası yeniden yapılanma faaliyetlerine yoğunlaşılması nedeniyle Endonezya Ordusu’nun bölgedeki ihlallerine ara vermesidir. Nitekim, tsunami ardından Endonezya Hükümeti ve GAM arasında Ağustos 2005’te imzalanan antlaşma yıllardır sürmekte olan çatışma sürecini en azından belli bir süre ertelemiş gibi gözükmektedir.

Diğer yandan, Aralık ayının 11’inde Açe’de gerçekleşecek olan ilk valilik seçimlerine GAM’ın bağımsız adayla katılabilecek olması ve eyalet valisinin seçiminde Açe halkına söz hakkı tanınmış olması, Açe’nin bağımsızlık mücadelesinde olumlu gelişmeler olarak görülmektedir.

Açe’de siyasi ve ekonomik sorunlar iç içe
Dünyanın en zengin doğalgaz rezervlerinin bulunduğu bölgelerden biri olan Açe, petrol, kalay, altın, platin ve demir rezervleri açısından da zengindir. Ancak, Endonezya Hükümeti’nin bölgedeki doğal kaynakların çıkarılması ve işlenmesinde etkin olması ve Exxon Mobil gibi Batılı yatırımcılara imtiyaz tanıması, Açe halkının bölgenin doğal kaynaklarından yararlanmasını engellemektedir.
Çeltik ekiminin yaygın olarak görüldüğü Açe’de, balıkçılık, hayvancılık ve ormancılık da başlıca geçim kaynaklarındandır. Açe’nin belirgin kültürel değerlerinden biri olan, Açe evlerinin ve camilerinin süslemelerinde de sıklıkla görülen ahşap işçiliği de geleneksel bir zanaat koludur.

Toplumsal hayatta İslam kültürü
Açe’de İslam kültürünün en önemli göstergelerinden biri köy ve kasabalarda sıklıkla rastlanan camilerdir. Camiler Uzakdoğu mimarisinin izlerini taşımakta, ibadethane olmanın yanı sıra, toplumsal işlevi de bulunan, insanların çeşitli etkinlikler için bir araya geldikleri, Kur’an eğitimi aldıkları, Ramazan’da iftar yemeklerinin verildiği mekanlardır. Açe’de yerleşik İslam geleneğinden ötürü kadınların büyük çoğunluğu başörtüsü takmakta, Ramazan ayında okullar tatil edilirken, resmi kurumlar da öğlene kadar hizmet vermektedir. Ramazan ayı Açe’de, ibadetler ve toplumsal dayanışma ruhu ile büyük bir coşkunluk içerisinde idrak edilmeya çalışılmaktadır.

Eğitim
1979’da kurulan Şah Kuala Üniversitesi, Açe’nin en önemli eğitim kurumudur. Açe’de ayrıca biri özel olmak üzere üç üniversite daha bulunmaktadır. Hollanda sömürgeciliğinin eğitim alanında etkisi görülmektedir.
Açe’nin tarihi zenginliklerinden olan geleneksel kurumlardan biri İslami eğitim veren "pesantren"lerdir. Diğer yandan, köylerde bulunan "meunasah" denilen yapılar da halkın bir araya geldiği, köyün misafirlerinin barındırıldığı, çocuklara Kur’an eğitimi verildiği toplumsal işlevi üst düzeyde olan mekanlardandır.
Resim altı yazısı: 800 yıllık bir tarihi geçmişi olan Beytürrahman Camii, Açelilerin Hollanda’ya karşı mücadelesi esnasında bir karargah işlevi görmüş, Hollanda da direnişi kırmak adına camiyi hedef almıştır. Hollandalıların yıktığı cami sonraki dönemde Açeliler tarafından yeniden inşa edilmiştir.

ÜLKE BİLGİLERİ
Statüsü: Endonezya’ya bağlı özel otonom bölge
Başkenti: Banda Açe
Nüfusu: 4.271.000 (Tsunami öncesi), 4.031.589 (2005 Eylül sayımı)
Yüzölçümü: 55.392 km2 = Endonezya topraklarının %2,88’i
Önemli Şehirleri: Sabang, Lhokseumawe, Langsa, Meulaboh, Tapaktuan, Sinkil, Sligi, Simpang Ulim, İdi
Din: %97,6 Müslüman, %1,7 Hıristiyan, %0,08 Hindu, %0,55 Budist
Dil: Açece, Endonezyaca
Etnik Durum: Açeliler, Gayolar, Alaslar, Aneuk Jameeler, Malaylar, Cavalılar, Kluetler, Bataklar
Doğal Kaynakları: Uranyum, petrol, doğalgaz, kalay, altın, platin, demir, kauçuk, kahve, palmiye yağı

 

Sayı 45

Kısa kısa
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor
Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ...

ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Ra
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a...

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl...

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmak

Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ...

DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: Srebrenitsa
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....

DÜNYA GÜNDEMİ; AFRİKA: Soykırım iddiaları
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargıl...

ROPÖRTAJ; Irak'ın cesur kadınları

İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanb...