Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 25

Dosya: Barış için adalet arayışı: Uluslararası Ceza Mahkemesi PDF Yazdır E-posta
Yazar Av. Gülden Sönmez   
Geçtiğimiz ve yaşadığımız çağlar, devletlerin ve devlet dışı güçlerin güce endeksli politikalarının vahim sonuçlarının yaşandığı örneklerle doludur. Hiçbir hukuki kural tanımayan savaşlar, işgaller söz konusu iken bu arada soykırımlar, kölelik, imha hareketleri, işkence, tecavüz, kaybettirme gibi insanlık dışı muamelelere tanık olunmaktadır. Bu süreçte, bu suçlarla ilgili hep kazananların kaybedenleri yargıladığı sözde adil yargılamalar gerçekleşmiştir. II. Dünya Savaşı’ndan sonra insan haklarını koruma adına birçok mekanizma geliştirilmiş; ancak toplu ihlallerin önüne geçilememiştir. Nuremberg ve Tokyo Mahkemeleri örneklik teşkil etse de geçici ve olaylara özgü yapılar olmaları nedeniyle kalıcı çözümler üretilememiştir. Öte yandan başta BM olmak üzere, oluşan daimi uluslararası mekanizmaların yapısal sorunları (BM Güvenlik Konseyi’nde beş devletin veto hakkının olması gibi) sonuç almak için umut vermemektedir.

"Güvenlik" paranoyasıyla hareket ederken dahi dünyayı yaşanamaz bir yer haline getirme çabası karşısında insanlık vicdanı adalet ve barış arayışını sürdürmektedir. 90’lı yıllara gelindiğinde ise Bosna, Kosova, Ruanda, Çeçenistan ve Filistin’de işlenen suçlar karşısında devletler, sivil toplum kuruluşları ve tüm uluslararası mekanizmalar aciz kalmıştır.

İşte bu ortamda insanlığın adalet arayışı, çok etkin sivil talepler ve baskılar sonucunda 15 Haziran -17 Haziran 1998 tarihleri arasında BM’nin öncülüğünde düzenlenen bir konferans ile kalıcı birceza.jpg sonuca ulaştırılmak istendi. Konferansın sonucunda Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yargılayacağı suçlar, mahkemede uygulanacak usul ve ilkeler ile mahkemenin yapısını belirleyen 128 maddelik "Roma Statüsü" 21 çekimser ve 7 ret oyuna karşı 120 oyla kabul edildi. Statüye göre bu belge 31 Aralık 2002 tarihine kadar devletlerin imzasına açık tutuldu. 60 devletin imzası ve onayıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi 1 Temmuz 2002’de 60. onay ile kuruldu ve yargı yetkisi başladı. 102 devlet bugün itibariyle onay vererek taraf sıfatını kazandı. Öte yandan başta ABD ve İsrail olmak üzere bazı devletler statüye onay vermedikleri gibi mahkemeyi etkisiz hale getirecek politikaları ve uluslararası mekanizmaları işletmekten geri durmadılar. Özellikle ABD’nin 90 civarında ülke ile ikili anlaşmalar yaparak "hukuksuz cezasızlık" ilkesini işlettiği ve statüye taraf olan devletleri statü hükümlerine aykırı davranmaya zorladığı açıkça biliniyor.

Türkiye ise kendi mevzuatı ile Roma Statüsü’nün çelişkisini öncelikle gerekçe göstererek statüyü henüz imzalamamıştır. Ancak Türk Ceza Kanunu’nda ve anayasada yapılan değişikliklerle bu problem son dönemde ortadan kalkmış ve Türkiye’nin de taraf olacağına dair sinyaller verilmiştir.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, soykırım suçları, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçları konusunda yargı yetkisine sahiptir. Bu suçlardan herhangi birisi
- Roma Statüsü’nü onaylayan devletin toprakları dahilinde işlendiğinde,
- Roma Statüsü’nü onaylayan devletin vatandaşı tarafından işlendiğinde,
- Roma Statüsü’nü onaylamayan bir devlet, bir olay karşısında mahkemenin yargı yetkisini kabul ettiğine dair bir bildirimde bulunduğunda (ad hoc)
- Suçların işlenmesi, uluslararası barış ve güvenliği tehdit veya ihlal ettiği durumlarda BM Güvenlik Konseyi, durumu uygun şekilde mahkemeye gönderdiğinde, Uluslararası Ceza Mahkemesi statüye taraf olmayan bir devletin ülkesinde ve o ülkenin vatandaşı olan ilgili kişiler hakkında soruşturma açmaya yetkilidir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi 18 yaşından küçükler hariç, görev itibariyle pozisyonu ne olursa olsun tüm gerçek kişileri yargılayabilir. Mahkemenin kuruluşundan önce işlenen suçlar için yargılama yetkisi bulunmamaktadır. Statüye göre 1 Temmuz 2002’den itibaren işlenen suçlara bakabilecektir. Mahkemenin merkezi Lahey(Hollanda)’de olup Mahkeme gerekli görürse başka yerlerde toplanabilir ve taraf olan devletlerin üzerinde görev ve yetki kullanabilir. Mahkeme için mali kaynak BM bütçesinden sağlanmaktadır.

Statüye konu işlenen bir suç ile ilgili taraf devletlerin ulusal mahkemelerinde yargılama yapılması halinde Uluslararası Ceza Mahkemesi kural olarak yargılama başlatmamaktadır. Ancak ulusal mahkemelerdeki yargılamanın göstermelik veya etkisiz/yetersiz olduğu anlaşılırsa ya da adil yargılama kurallarına uyulmazsa Uluslararası Ceza Mahkemesi statüde yer alan tamamlayıcılık ilkesi gereğince harekete geçebilmektedir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne, BM Güvenlik Konseyi’nin talebi ile, Roma Statüsü’ne taraf olan devletlerin talebi ile veya Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısına herhangi bir kaynaktan gelen bilgi, mağdurların veya yakınlarından veya herhangi bir gerçek ya da tüzel kişiden gelecek başvurular yoluyla olmak üzere üç şekilde başvurularak soruşturma başlatılması mümkündür.
Mahkeme suçlu bulduğu ve mahkumiyet kararı verdiği kişilere para cezası, malvarlığına el koyma, 30 yıla kadar hapis ve müebbet hapis şeklinde ceza verebileceği gibi eski hale getirme, tazminat ve rehabilitasyon gibi giderim kararları da verebilir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kuruluşundan bu yana Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yaşanan ve 1998’den bu yana 4 milyondan fazla insanın yaşamını kaybettiği iç çatışmalar sırasında işlenen suçlar nedeniyle soruşturma açılmış ve soruşturma sırasında çocuk cinayet ve tecavüzlerinin de öne çıktığı görülmüştür. Bu yargılama sırasında 17 Mart 2006’da Thomas Lubanga isimli lider ilk tutuklanan kişi olmuştur.

Ayrıca Mahkeme 29 Temmuz 2004’te Uganda’da beş lider ile ilgili soruşturma başlatmış ve tutuklama kararı çıkartmıştır. Darfur, Sudan, Orta Afrika Cumhuriyeti, Gürcistan, Burundi, Irak, Kolombiya, Lübnan Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşınan diğer önemli dosyalardan bazılarıdır.
Halen Uluslararası Ceza Mahkemesi saldırı suçunun tanımlanamaması, veto hakkı taşıyan BM Güvenlik Konseyi üyelerinden ABD, Çin ve Rusya’nın statüye taraf olmaması ve İsrail de dahil olmak üzere bu devletlerin Mahkemeyi etkisizleştirme çabası, terör suçlarının tanımı ve statüye nasıl dahil edileceği tartışmaları önümüzde duran önemli sorunlardır.

Fakat her şeye rağmen suçların cezasız kalamayacağı ve mağdurlar için adalet olması umudu, suçların işlenmesinde caydırıcı/engelleyici rolü ve cezasızlığın sona ermesi açılarından Uluslararası Ceza Mahkemesi çok önemli bir uluslararası hukuk mekanizmasıdır. Adaletten yana işlevsel olması dilenmektedir. Zira "adalet" olmadan "barış" olamayacaktır.

 

Sayı 44

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Dr. Lami Bertan Tokuzlu*
Türk sığınma mevzuatında devletin takdir yetkisi sorunu

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “insan haklarına saygılı devlet” ilkesi gereği sığınma hakkını Anayasa...

Film Tanıtımı: In This World
Orijinal adı: In This World (Bu dünyada)
Yönetmen: Michael Winterbottom
Senaryo: Tony Grisoni
Yapım: 2002, İngi...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*
Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Ahmet Emin Dağ*
İHH üç kıtada mültecilerin yanında
Mülteci kampları, çoğu ülkede başlangıçta mağdurların sığınağı olurken, bir süre sonra onların hayatını sınırlayan birer hapishaneye dönüşüyo...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Ahmet Yaman
İslam kaynaklarında ve geleneğinde mültecilik algısı
İslam geleneğine göre mülteciler, sığındıkları toplumun asli üyesi sayılırlar. Mültecilerin can ve mal dokunulmazlığı başt...

MÜLTECİLİK SEMPOZYUMU ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Uluslararası arenada mültecilik sorunu
  • Dünya üzerinde çeşitli nedenlerle yer değiştiren milyonlarca kişi bulunmaktadır. İster sığınmacı, ister mülteci, isterse göçme...

Adanmış Hayatlar Mülteci bir çizer; Naci el-Ali
Filistin direnişinin 60 yıllık öyküsünü, işgaller ve sürgünlerin özgürlüklerine gölge düşürdüğü binlerce Filistinlinin yurtlarından edilerek ülkelerine hasret bir hayata mahkum edilişini, çizgileriyle...