|
Çok değil 20 sene önce Afrikalı Müslüman dini liderler hac ibadeti dışında yaşadıkları ülkelerin dışına dahi çıkmakta zorlanıyorlardı. Eğer gençlik yıllarında Mısır, Fas, Libya, Arabistan ve Irak gibi ülkelerde eğitim görmemişlerse, başka coğrafyalardaki Müslüman kardeşleri hakkındaki bilgileri ancak dinledikleri haberlerden ibaret oluyordu.
1-3 Kasım 2006 tarihleri arasında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın
davetlisi olarak 22 Afrika ülkesinden İstanbul’a gelen Afrikalı
Müslüman dini liderlerin buluşması çok önemli bir başlangıçtır. Çünkü
ilk defa Afrika’nın kuzeyindeki Cezayir Müslümanlarını temsil eden bir
Müslüman dini lider ile Madagaskar Adası temsilcisi yan yana gelme
imkanı bulmuştur. Kıtanın ortasındaki her iki Kongo devletinden gelen
temsilciler, Güney Afrika Cumhuriyeti’nden, Fildişi Sahili’nden,
Çad’dan, Mali’den ve Moritanya’dan gelenlerle tanışma fırsatını elde
etti.
İslam ülkeleri arasında bu tarz buluşmalar açısından Afrika kıtası
temsilcileri daima ihmal edilmekteydi. Sınırlı imkanlar ile yapılan
seyahatler dışında ilk defa geniş bir platformda bir araya gelme
fırsatı bulan Afrikalı dini liderler için bu toplantı, kendi
ifadelerinden de anlaşıldığı üzere, sürpriz bir gelişmeydi. İlk defa
Türkiye gibi dünyadaki konumu gittikçe önem kazanan bir ülkede misafir
ediliyorlardı ve Afrikalı Müslümanların meseleleri en üst seviyede
devletimizin temsilcileri tarafından ele alınıyordu. Belli uluslararası
kuruluşların katkılarıyla sürdürülen sınırlı orandaki hizmetlerin
yetersizliği bir kez daha ortaya konuluyor ve en büyük yardımın Türkiye
başta olmak üzere durumları iyi olan İslam ülkelerinden gelmesi
gerektiği üzerinde ısrarla duruluyordu.
Bu toplantıda üzerinde ısrarla durulan konularından birisi de Afrika
Müslümanlarının din hizmetleri konusunda tecrübeli bir İslam ülkesiyle
işbirliği ve dayanışma içine girmek istemeleriydi. Dini liderler kendi
imkanlarıyla yaptıkları çalışmaların yetersizliğini konuşmalarında dile
getirdiler. Müslümanların eğitim konusunda yaşadıkları sıkıntılar hemen
hemen her temsilcinin dile getirdiği en önemli meselelerden birisiydi.
Okul çağındaki çocukların çok azının modern eğitim imkanlarından
yararlanıyor olması liderlerin ortak sıkıntısıydı.
Dünyanın hemen her bölgesinde görülen fakirlik, işsizlik ve bunlara
bağlı yaşanan açlık, salgın hastalıklar Afrikalı Müslüman toplumları da
etkiliyor. Uzun yıllardır dile getirilmesine rağmen 53 ülkenin
bulunduğu kıtada yüz milyonlarca insanın bu sıkıntılardan yakın
gelecekte kurtarılabileceğine pek inanılmıyor. Oysa bu kıtadaki bütün
sıkıntılar için bulunacak çözümler, dışarıdan getirilen yardımlarla
değil de, bizzat buranın yetişmiş insanları vasıtasıyla olursa, hem
daha fazla insanla ilgilenilebilir hem de daha kalıcı çözümler
üretilebilir.
Kıtada yaşanan fakirliğin en temel sebeplerinden biri buradan dışarıya
taşınan yeraltı ve yerüstü kaynaklarının gelişmiş ülkeler tarafından
yok pahasına alınması; buna karşılık kıtaya getirilen her türlü ticaret
malının düşük kaliteye rağmen değerinin çok üstünde satılmasıdır. Nüfus
bakımdan kalabalık olan Afrika ülkelerinde yetiştirilen ürünler bile
normal değerleri üzerinden alıcı bulabilse bu kıtadaki hayat
standartları artacak ve açlık zamanla ciddi bir problem olmaktan
çıkacaktır.
Afrikalı Müslüman dini liderler tarihte kendileriyle yakından ilgilenen
Osmanlı Devleti’nin hatıralarını yavaş yavaş kaybetmeye başladıkları
bir dönemde İstanbul’a gelerek kendi tarihlerinde de yeni bir sayfa
açtılar. Avrupa Birliği’ne girme sürecini yaşayan tek Müslüman ülke
olan Türkiye’deki kalkınma ve refah düzeyinden olumlu manada
etkilenerek doğrudan işbirliği ve dayanışma imkanlarından yararlanmak
liderlerin en büyük arzuları. Avrupalılar tarafından sömürülen bu
insanlar, Türkiye’nin kendileri için bir umut kapısı olduğuna
inanıyorlar.
Diyanet İşleri Başkanlığı daha önce Balkanlar, Kafkaslar ve Orta
Asya’ya uzattığı işbirliği ve yardımlaşma teklifini Afrikalı Müslüman
Dini Liderler Toplantısı’yla bu kıtaya da taşımış oldu. Ülkemizdeki
gönüllü teşekküllerin yaklaşık on yıldır yoğun olarak sürdürdükleri ve
artarak devam eden yardımları yanında, Diyanet İşleri Başkanlığı da
bundan böyle gerekli çalışmalarda bulunarak Afrikalı Müslüman
toplumların içinde bulundukları sıkıntılar için çözüm yolları
arayacağını vaat etti. Öyle ki ilk planda önümüzdeki Kurban Bayramı
vesilesiyle Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Afrika Müslümanları
için bir kurban kampanyası başlatılacağının duyurusu yapıldı. Böylece
ülkemiz insanları böylesine hayırlı bir faaliyete iştirak ederek
Müslüman kardeşliğinin güzel bir örneğini sergileme fırsatı bulacaklar.
Bu konuda faaliyet gösteren gönüllü kuruluşlar yanında, Diyanet’in
atacağı bu adımla daha fazla sayıda ihtiyaç sahibi Afrikalıya
ulaşılabilecek.
Yine toplantıda en fazla ele alınan konulardan birisi olan eğitim
alanında, ülkemizin bütün İslam ülkeleri arasında ulaştığı seviyeden
Afrika çocuklarının da azami oranda istifa etmeleri için çalışmalar
başlatılmasına karar verilmesi önemli bir gelişmedir.
Afrikalı Müslüman dini liderlerin İstanbul buluşmasının belki de en
çarpıcı yönlerinden birisi göğe yükselen minarelerimizin gelen
misafirler üzerinde bıraktığı tesirdi. Bir zamanlar Mısır, Libya, Tunus
ve Cezayir semalarını minarelerle donatan Osmanlı’nın mirasının Türkiye
Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Afrika’nın diğer
bölgelerinde de sürdürülmesi talebi toplantıyı takip eden herkese
duygulu anlar yaşattı.
|