Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 25

Afrika: Darfur: Barışa giden yol BM'den geçmek zorunda mı? PDF Yazdır E-posta
Yazar Fatma Tunç Yaşar   
Tüm baskılara ve tehditlere rağmen Darfur’da BM gücünün görev yapmasına aylardır direnen Sudan Hükümeti’nin sonunda BM Barış Gücü’nün Darfur’a konuşlandırılmasını kabul ettiği açıklandı. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Addis Ababa’da hükümet yetkilileri ile yaptığı toplantının ardından BM Barış Gücü’nün Darfur’un batısına yerleşeceğini açıkladı.

21 yıldır devam eden Darfur sorunu, son birkaç yıldır, dünya gündeminden özellikle de BM gündeminden düşmüyor. Batı’nın ‘soykırım’, ‘etnik temizlik’ ve ‘yüzyılın insanlık dramı’ gibi ifadelerle tanımladığı sorunu çözmeye yönelik şimdiye kadar önemli adımlar atılmış olmasına rağmenf129cf52826c91a8ed6a46f17266da64-large_wince.jpg bunlardan hiçbiri ‘kalıcı ve nihai’ barışı getiremedi. Son olarak geçtiğimiz Mayıs ayının başında Sudan Hükümeti ile en büyük muhalif grup olan SLA (Sudan Kurtuluş Hareketi) arasında barış imzalandı. Nijerya’nın başkenti Abuja’da imzalanan anlaşma, Sudan Hükümeti tarafından desteklendiği iddia edilen Cancevit milislerinin silahsızlandırılmasını ve isyancı militanların Sudan ordusuna katılmasını öngörüyordu. Ancak ne bu anlaşma ne de bundan önceki diğer anlaşmalar Batı tarafından kabul görmedi. Batı, kendi eliyle olmayan hiçbir çözümü çözüm olarak kabul etmedi.

Temmuz ayının başında toplanan Afrika Birliği Zirvesi’nde de en önemli gündem maddesi Sudan’da Afrika Birliği askerlerinin yerine BM gücünün yerleştirilmesiydi. Zirvede konuşan Annan, Afrika Birliği gücünün yetersiz kaldığını ileri sürerek Sudan’da istikrar ve barışın sağlanması için BM gücünün bölgeye yerleştirilmesinin şart olduğunu savunmuş; buna karşın Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir, Sudan’a BM gücünün yerleşmesinin ülkesinin yeniden sömürgeleştirilmesi anlamına geldiğini ve isyancıların isteklerinin maksadını aştığını savunarak BM gücünü reddetmişti. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ise Darfur’a BM’nin barış gücü göndermesine şiddetle karşı çıkan el-Beşir’i "Çatışmayı seçerse, sonuçlarına katlanır!" diyerek uyarmıştı.

Batı Darfur krizinde tek suçlu olarak Hartum Hükümeti’ni görüyor. İslam dünyası da dahil olmak üzere uluslararası kamuoyu buna ikna olmuş durumda. Öyle ki, uluslararası arenada yalnız bırakılan ve ambargo ile tehdit edilen Hartum Hükümeti’nin barış yönünde attığı tüm adımlar ve ülkenin bölünmesi pahasına verdiği tavizler görmezden gelindi. Hartum Hükümeti önce güneyin ayrılmasına göz yumdu, sonra da Darfur’da muhaliflerle masaya oturdu. Ancak ne Batı, Sudan’ın bu tavrını takdir etti, ne de muhalif gruplar kendilerine verilenleri yeterli buldu. Batı’ya göre Hartum Hükümeti’nin Darfur’da barış için yapması gereken tek şey BM askerlerinin bölgeye yerleşmesini kabul etmekti.

Dünya basını Annan’ın açıklamaları doğrultusunda nihayet Hartum yönetiminin BM Barış Gücü’nü kabul ettiğini duyurdu. Öte yandan Hartum Hükümeti’nden yapılan açıklamalar Addis Ababa’da yapılan toplantının çarpıtıldığı ve Hartum’un hala BM gücünü reddettiği yönünde. Nitekim Hartum, daha önce olduğu gibi şimdi de Darfur’a uluslararası güç konuşlandırılmasını reddediyor. Darfur’a konuşlandırılacak olan güç Annan’ın da açıkladığı gibi yine Afrika Birliği ülkelerinden olacak. Bu ise Hartum’un şimdiye kadar kabul etmiş olduğu barış anlaşmalarında da yer alıyordu ve zaten Sudan’da Afrika Birliği gücü mevcuttu. Yeni olan bir şey varsa o da bu gücün BM tarafından yönetilecek olması ve sayısının arttırılması. Fakat bu konuda da iki temel soru zihinleri meşgul ediyor. İlk olarak BM denetiminde olmakla birlikte Barış Gücü’nün başında kimin olacağı hala belirsiz. İkinci ve daha da önemli bir soru(n) ise söz konusu gücün büyüklüğünün ne olacağı. Birliğin yerleşmesi ile ilgili olarak BM’nin sunduğu taslağa göre 17 bin asker ve üç bin polisin barış gücünde yer alması planlanıyor. Ancak Sudan yönetimi bu rakamı abartılı buluyor ve sayının görüşüleceğini ifade ediyor.

Her şeye rağmen Hartum Hükümeti’nin Afrika Birliği ülkelerinden de olsa BM liderliğinde bir barış gücünü kabul etmesi önemli bir ‘geri adım’ olarak değerlendirilebilir. Şimdiye kadar çok açık bir dille BM gücünü reddeden ve bunu yeniden sömürge olmayla eşdeğer tutan el-Beşir’in böyle bir anlaşmaya yanaşmasının arkasında nasıl bir neden yatıyor olabilir? Öncelikle ABD’nin Dışişleri Bakanı Rice’ın sözleriyle açığa vurduğu ambargo ve savaş tehdidi, Sudan’ı Batı kamuoyunu yumuşatmaya yönelik bir adım atmaya zorlamış olabilir. Öte yandan son birkaç haftadır çatışmaların arttığına dair bölgeden gelen haberler, Sudan Hükümeti’ni çaresiz bırakmış ve bu sorunla tek başına mücadele edemeyeceğine ikna etmiş olabilir. Nitekim 18 Kasım’da Darfur’da hükümet tarafından desteklendiği iddia edilen Cancevit milislerinin bir köye saldırdığı, en az 30 kişiyi öldürdüğü ve 40’tan fazla kişiyi yaraladığı haberleri dünya basınında geniş yankı buldu ve gözler yine Hartum Hükümeti’ne çevrildi. BM kontrolünde bir barış gücü Darfur’da neyi değiştirir bilinmez ama Hartum Hükümeti’ne yönelen tepkileri bir nebze olsun hafifleteceği aşikar.

 

Sayı 45

DÜNYA GÜNDEMİ; Kosova anayasası ilan edildi: Peki ülkeyi kim yönetecek?
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, K...


İSLAM COĞRAFYASI: Sömürgeden bağımsızlığa Cezayir

Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?

Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...

ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Ra
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a...

DÜNYA GÜNDEMİ; Patani: Müslümanca yaşamanın mücadelesi
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl...