“Yanına çiçekler bırakan yüzlerce kişi yalnızca bir arkadaş, bir meslektaş ve korkusuz bir muhabiri değil, aynı zamanda Rusya ile ilgili rüyalarını da gömdüğünü hissetti.”
Bu sözler, 7 Ekim’de başına sıkılan kurşunlarla öldürülen Rus gazeteci Anna Politkovskaya’nın cenazesinin ardından sarf edildi. 48 yaşında ve iki çocuk annesi olan, yazdığı kitaplarla ve Novaya Gazeta’da yayımlanan makaleleriyle Çeçenistan’daki insan hakları ihlallerini gündeme getiren ve Kremlin’i korkusuzca eleştiren yazarın ölümü, Çeçenistan’daki trajediye şahit olan herkesi, insan hakları eylemcilerini ve başta Çeçenistan olmak üzere Rusya’nın baskılarına karşı mücadele veren Kuzey Kafkasya halklarını üzüntüye boğdu. Cenazesine binlerce kişi katıldı, ancak Rus yönetimi cenazeye katılmak şöyle dursun, başsağlığı mesajı dahi göndermedi.
Anna Politkovskaya, Putin’in başkanlığı döneminde öldürülen ilk muhalif
gazeteci değil. Politkovskaya’dan önce 12 gazeteci daha faili meçhul
cinayetler sonucunda yaşamını yitirmişti. Politkovskaya ise en cesur
muhalifler arasındaydı. Dünya kamuoyunun Çeçenistan’daki savaşı
unuttuğu ve gazetecilerin bölgeden uzak durduğu bir dönemde 50’yi aşkın
kez bölgeye gitti ve gördüklerini tüm açıklığıyla dile getirdi.
İşkence, kayıplar, adam kaçırma gibi suçlar nedeniyle Rus güvenlik
güçlerini ve Rus yanlısı Çeçen yönetimini suçlamaktan çekinmedi.
Çeçenistan’daki acımasız insan hakları ihlallerini ve Rusya’nın
karanlık yüzünü gözler önüne seren kitaplarının yalnızca isimleri dahi
Politkovskaya’nın cesaretini ortaya koyuyor: “Cehennemden Küçük Bir
Köşe: Çeçenistan’dan Raporlar”, “Kirli Savaş”, “Putin’in Rusyası: İflas
Eden Bir Demokraside Yaşam”. Politkovskaya, daha önce de zehirlenerek
öldürülmek istenmiş, bir kere de Rus özel birlikleri tarafından
gözaltına alınarak ölümle tehdit edilmişti. Yakınında bulunan
meslektaşlarının ifadelerine göre sık sık tehdit edilmekteydi.
Politkovskaya’nın ölümünün ardında, Rus yönetiminin ve Rus yanlısı
Çeçen hükümetinin başbakanı Ramazan Kadirov’un parmağının olabileceği
düşünülüyor. İlk ihtimal olasılık dahilinde görünüyor; zira
gazetecileri faili meçhul cinayetlerle ortadan kaldırmanın, tüm
muhaliflerin ulusun düşmanı kabul edildiği bir ortamın mantıksal sonucu
olduğu sık sık dile getiriliyor. Politkovskaya’nın üzerinde çalıştığı
“Kuzey Kafkasya’da Antiterörist İşkence Politikası” adlı son makalenin
Rus yönetimini harekete geçirmiş olması da muhtemel. Ancak
Politkovskaya’nın ölümünden kısa bir süre önce Ramazan Kadirov hakkında
yapmış olduğu açıklamalar, şüpheleri Kadirov’un üzerine çekiyor.
Politkovskaya bir röportajında Kadirov’u “günümüzün Stalin’i” olarak
nitelendirmiş; Kadirov’un Çeçenistan devlet başkanı Alu Alhanov’un
yerine geçebileceğini düşünmediğini, bir gün işlediği tüm suçlardan
mahkemede yargılandığını görmek istediğini dile getirmişti. Ölümünden
iki gün önce, Kadirov’un hapishanelerde yaptırdığı işkencelerle ilgili
bir inceleme yapmakta olduğunu ve elinde işkence gören iki direnişçinin
fotoğrafının bulunduğunu söylemişti.
Politkovskaya’nın Novaya Gazeta’da yayımlayacağı ancak tamamlayamadığı
yazısı da ölümünden sonra yayımlandı. Yazı, terörist olmakla suçlanarak
hapse atılan ve işkence gören Çeçenler ile ilgili şunları dile
getiriyor: “Bu ıslah edici yerler gerçekte Çeçen mahkumlar için toplama
kamplarına dönüşmüş durumda. Bu insanlar etnik kökenleri nedeniyle
ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Tek kişilik hücrelerden çıkmalarına izin
verilmiyor, hücre hapsinde tutuluyorlar. Çoğu, hatta hepsi, hiçbir
kanıta dayanmayan uydurma ‘vakalar’ ile suçlanıyorlar. Zor koşullarda
tutuluyor, aşağılanıyor, her şeye karşı nefret beslemeye başlıyorlar.
Bu, çarpık yaşamları ve fikirleriyle bize geri dönecek bir ordu
anlamına geliyor.”
Rusya’nın karanlık yüzünü ve Çeçenistan’da yaşananları bu denli
korkusuzca dile getiren Politkovskaya’nın ölümünün ardından iki gün
boyunca hiçbir açıklama yapmayan Putin, uluslararası baskılar sonucunda
sessizliğini bozarak olayın Rusya’nın imajını zedelediğini ve
aydınlatılması için çalışacaklarını söyledi. Putin, gerçek yüzünü
ortaya koyan ve öfkeleri üzerine çeken açıklamasında ise
Politkovskaya’nın Rusya içerisinde “son derece etkisiz” bir isim
olduğunu ifade etti. Bu açıklama, çoğu kişi tarafından aşağılayıcı
bulundu. Ancak Politkovskaya Putin için gerçekten etkisizdi. Zira onun
yazıları Putin’in Çeçenistan’daki insanlık dışı uygulamalarını
durdurmaya yetmedi. Çeçenistan ve İnguşetya’daki Kafkasyalılar ise tüm
baskılara rağmen Politkovskaya için gösteri yaptılar. Güvenlik güçleri
Politkovskaya’nın posterlerini yırttı, göstericilerin taşıdığı
çiçekleri ezdi. Tıpkı yıllardır ezilen barış umutları gibi…
Politkovskaya belki Putin için etkisizdi, onu durduramadı. Ancak
kimsenin dile getiremediği gerçekleri tüm dünyaya haykırdı ve bu
gerçekleri yazılarıyla ölümsüzleştirerek tarihe not düşmüş oldu. Umarız
Çeçenistan’daki trajedinin sorumluları, Politkovskaya’nın arzuladığı ve
kanıtlarını ortaya koyduğu üzere hak ettikleri gibi yargılanırlar.
|